Organizasyonlarda İkililiklerin ve Paradoksların Yönetimi

Organizasyonların değişimler ve karmaşıklıklar denizinde ilerlemeye çalıştıklarının farkına varmaya başlamışları ile yönetim biliminin organizasyonları anlamaya yönelik çabaları giderek yoğunlaşmış ve şimdiye kadar ele alınan kavramları dinamik dengelerin yönetimi yaklaşımı ile irdeleme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Dinamik Denge Yaklaşımı'nı gündeme getiren unsurlar 1980'li yılların ortalarından günümüze doğru karmaşıklaşan ve rekabetçi hale gelen çevresel faktörler sonucu yapısal ve çevresel uyum yaklaşımlarında vurgulandığı gibi katı bir uyum, bütünlük, ya da tutarlılık işlevini yitirmiş olması ve kurumsal anlamda ciddi sorunlara meydan vermeye başlamasıdır. Artan çevresel rekabet kurumsal değişim ve uyumu geride bırakmıştır . Buna bağlı olarak yönetim uygulamalarında organizasyonların daima çevresel süreçlerin gerisinde kaldığını, hatta kurumun kendisinin rekabete ve stratejik gelişime en başta engel olduğunu hissetmeye başlamıştır. Böylece artık dünün kurumsal kaynakların fırsatlar ve tehditler ile uyumun sağlanması düşüncesinin günümüzde yetersiz kalması sonucu bu alanda çalışanlar yönetim uygulamalarını sorgular hale gelmişlerdir. Bu anlayış sonuncunda da kurumlar nasıl ulaşılacağı kesin çizgilerle belirlenmemiş hedefler belirleyerek bu doğrultuda planlama yapması gerektiğini görmeye başlamışlardır . Bu doktora tezinin temel amacı yönetim formasyonunun günümüzün yoğun rekabetçi ve dinamik iş dünyasındaki değişimini ve devinimini organizasyonların karşı karşıya kaldıkları ikililikler (dualiteler) ve Dinamik Dengeler Yaklaşımı ışığında ele almaktır. Bu amaç doğrultusunda ikililikler ve zıtlıkların yönetiminin Dinamik Dengeler Yaklaşımı doğrultusunda ne şekilde etkileşime girdiği bütünsel bir modelle ele alınacaktır. Dinamik dengeler ve ikilikler göz önününe alındığında yönetim uygulamaları iş dünyasındaki değişime paralel olarak farklılaşmış ve gelişen yaklaşımlarla, örneğin Douglas McGregor'un X teorisi ve Y teorisinde olduğu gibi hangisinin organizasyonları tarif ettiğini değil hangi ağırlıklarla var oldukları üzerine yoğunlaşılmıştır , . Düşünce sistemlerinde ise değişim "bu veya öteki" (either/or) düşüncesinden "hem bu hem öteki" yönünde gelişmiş, başka bir ifadeyle siyah ve beyazın tekil varlığından ziyade grinin tonu üzerine konsantrasyon artmıştır . Sonuç olarak yönetim anlayışlarında dinamik denge yaklaşımı ön plana çıkmıştır. Bu tarz denge bir çok Japon ve Kore kökenli çok uluslu şirketlerde görülebilir. Örneğin, Canon fotokopi makinelerinin, otomotiv sektöründe Honda'nın yükselişi, telekomünikasyon alanında Nec'in performansı geleneksel yönetim ilkeleri ile açıklanamayan ve zıtlıkların dengesi sonucu erişilen olağanüstü başarıları işaret etmektedir. Buradan anlaşılıyor ki, yönetim en önemli işi temel zıtlıklar arasında dinamik bir dengeyi kurmaktır. Karmaşıklıkla beraber günümüz yönetimleri tüm yönlerden gelen gerilmeleri dengeleme üzerine büyük bir baskı altındadırlar (The Price Waterhouse Change Integration Team, 1996). Karmaşık organizasyonların dengelemek zorunda olduğu çoğu gerilimlerin altında yatan tema ikililiklerdir (dualities). Günümüzde organizasyonel sarkacın önce istenen bir özelliğe doğru sonrada onun tersine doğru salınması ve kendi ekseni etrafında çeşitli açılarla salınmaya devam etmesi anlaşılmaya başlanmıştır. Organizasyonlar bu ikililiklerin oluşturduğu paradokslarla kuşatılmışlardır (Evans ve Doz, 1989). Şirketler arasında kıyasıya rekabet sürerken ortaklık ve joint-venture'ların direkt rakipler arasında olduğunu görmekteyiz. Evliliklerle rakiplik el ele gitmektedir. Küreselleşme, "global düşün yerel hareket et" ile basitleştirilmiş bir rehbere sahiptir. Bireysellik ve takım çalışması futbol antrenörlerinin başarılı bir takım için gerekli olduğunu çok uzun zamandan beri bildiği bir formüldür. Yenilik sahası ikililikler için çok verimli bir alandır. Girişimcilik kontrolle yumuşatılmalıdır, kontrol girişimciliğe imkan vermek için gevşetilmelidir. Planlama fırsatçılığı müsaade etmelidir. Yaratıcılık; enformallik, düzensizlik ve durumsallığa ihtiyaç duyarken yaratıcı fikirleri paraya çevirmek formalliğin, organizasyonun ve sıkılığın sonucudur. Böylece organizasyonlar özellikleri sıkılık ve gevşeklik olan güçlü formal ve informal sistemlere ihtiyaç duyarlar. Kompleks organizasyonlar teorisinin temel prensiplerinden birisi organizasyonların yüksek farklılaşma ve sıkı entegrasyona ihtiyaç duymalarıdır. Uzmanlaşma ve genelleşme, iş mantığıyla teknik mantığı dengeleme ihtiyaçları vardır. Yukarıdan aşağıya yönetim süreci aşağıdan yukarı süreçle bütünleştirilmesi gereklidir. Yüksek çeşitliliğe sahip şirketlerin yöneticileri ve çalışanları ezici derecede bir karmaşıklıkla yüzleşmek zorundadırlar. Yönetici ve çalışanların organizasyonu; ikili süreçler doğasından kaynaklanan çatışmalarla gerilimler ve ikililiğin bir ucundan diğerine salınımlar şeklinde anlaması ihtiyacı vardır. Daha özel olarak ihtiyaç, gerilimlerden yapıcı olarak yararlanmak ve karşıt kutupların akortlarında çalabilmek için ikililik özelliklerini firmaya inşa edecek yol haritaları ve mekanizmalardır (Evans ve Doz, 1989).


ANA SAYFA