ULUSLARARASI FiNANS

 

Dr Tunç Evcimen

 

ULUSLARARASI ÝÞLETMENiN FiNANSMANI

        Uluslararasý iþletme finansmanýnýn operasyonlarý, yerel iþletme finans yönetiminden çok daha karmaþýk, ustalýk isteyen ve mücadele gerektiren iþlemlerdir.  þirket, uluslararasý kimliðe bürününce çok çeþitli deðerlendirmeler ve faktörler finansmaný etkiler.  Bu faktörlerin çoðu olumludur.  Örneðin; daha yeni, daha geniþ, daha esnek finans kaynaklarý ve finansal kaynaklarýn daha etkili kullanýmý için daha fazla çeþitlilikte araçlara ulaþým gibi.  Diðer yanda, finansal operasyonlar çeþitli riskleri, yeni sýnýrlama ve zorunluluklarýn etki alanýna girerler.  Netice itibarýyla uluslararasý iþletmenin finansal yöneticisinin görevi, çift yönlü bir operasyon haline gelir: þirketin finans risklerini minimize etme, ve uluslararasý çevrenin sunduðu yeni fýrsatlardan yararlanmayý maksimize etme. 

 

ULUSLARARASI FiNANS YÖNETiCiSi

        Uluslararasý finans operasyonlarý, uluslararasý ve yerel (domestic) operasyonlarý birbirinden ayýran en önemli yönetici iþlevlerinden biridir.  Ek olarak bu tür iþlevler kurnaz yöneticiler için oldukça kazançlý ve karlýdýr.  Yerel ve uluslararasýndaki en önemli fark finans açýsýndan gözümüze çarpmaktadýr.

 

KAYNAK KURULUÞ VE YAN KURULUÞ BAKIÞ AÇILARI

        Bir firmanýn uluslararasý finans yönetim iþlevleri bir bütün olarak - bütün bir sistem olarak alýnmýþtýr.  Yabancý bir kaynak kuruluþun yöneticisinin rolü tartýþýldýðýnda söz konusu yöneticinin bütün þirketin performansýný optimize etmek (en iyi þekilde Iþ gücünün kullanýldýðýndan emin olmak) çabasýnda olduðu var sayýlýr.  Elbette bu her zaman doðru deðildir.  Bazý yan kuruluþ yöneticileri, tüm þirketin performansýný optimize edemeseler bile, kendi yan kuruluþlarýnýn performansýný olabilenin en yükseðine getirme yoluna gidebilirler.  Ancak, eðer  yan kuruluþu kaynak kuruluþa baðlayan normal kontrol aðý içinde bir bozulma varsa bu ya kontrollerin yerleþmediðine, ya da yerleþmiþ kontrollerin kullanýlmadýðýna delalettir.  Bu durumlarda yan kuruluþlarda yapýlan performansý optimize etme çalýþmalarý bütün þirkete genellenebilir.  Bu tip þirket içi normal kontrol aðlarýndaki bozulma, söz konusu þirketin uluslararasý operasyonlarda tercih edilme çekiciliðini büyük ölçüde kaybetmesine yol açar.  Doðal olarak, bu tip kontollerin (performansý optimize etme) gerçekleþmesi uygulama açýsýndan uluslararasý iliþkilerde yerel olanlara göre çok daha zordur.  Yine de bu kontrolleri uygulamak için yeterli mazeret deðildir.  Kontrol örgüsündeki bu çeþit bir gevþeklik uluslararasý operasyonlarda büyük mali risklerle karþý karþýya olan bir þirketin göz ardý edemeyeceði bir unsurdur.  Sonuç olarak tartýþma firmanýn, riskleri göz önünde tutarak duruma göre hareket ettiðini var saymaktadýr.

 

 

FiNANS KONTROLÜNÜN YERi (Locus of Control)

        Farklý þirketler arasýnda finans operasyonlarý kontrolleri çeþitlilik gösterir.  Çok merkezcil mali kararlarda ve operasyonlarda kontroller merkez büro tarafýndan yapýlýr.  Ancak birçok þirket, bölgesel hatta yöresel yöneticiler tarafýndan yapýlan ve bu yüzden merkezden idare edilmeyen kontrolleri kullanmayý tercih eder.  Baþka þirketler merkezi kontrolü sermaye bütçesinin yapýmýnda ve nakit rezervlerinde ve bunun yanýsýra merkezden idare edilmeyen kontrolleride yöresel iþletme sermayesi ihtiyaçlarý gibi baþka iþlevlerde kullanýrlar.  iletiþim alanýnda ve bilgisayar bilgi teknolojisindeki hýzlý geliþim, þirketlerin merkezcil ve merkezkaç kontroller arasýnda seçim yapmalarýný kolaylaþtýrmýþtýr.  Zaman açýsýnda geri kalmak, enflasyon, devlet kontrolleri, vergi gibi engeller uluslararasý finans yöneticilerine ne çeþit bir kontrol sisteminin þirketlerde kullanýlmasý gerektiðini belirlemesinde yardýmcý olur.

 

 

FiNANSMAN VE YATIRIM (Finance and Investment)

        Çok uluslu þirketlerin saðladýðý uluslararasý eðilim ve uluslararasý uzmanlýk yerel para ve sermaye piyasasýnýn sýnýrlarýndan bir kurtuluþ þekli oluþturmaktadýr.  Kendi þahsi tutumlarý ve seçimleri doðrultusunda yöneticiler yöresel ve/veya uluslararasý finans piyasasýný kullanma seçeneðine sahiptir.  Bu seçenekler bir þirketin sermayeyi ödünç mü? aldýðý yoksa sermayeyi yatýrým amacýyla kullanmak istediðine göre ortaya çýkar.

        Deðiþik zamanlarda birçok þirket, hemen ihtiyaç duyulmayan ya da beklenmedik deðiþikliklere önlem olarak ayýrdýðý, fon fazlasý sahibi olabilirler.  1960 öncesi enflasyon oranlarý þimdiye göre çok düþükken faiz oranlarý da buna baðlý olarak düþüktü.  Bu yüzden fon fazlasý sahibi olmanýn fýrsar maliyeti çok yüksek deðildi.  Fakat, 1970’lerden itibaren, 1980 ve 1990’larda yüksek enflasyon oranlarý ve buna baðlý olarak yüksek faiz oranlarý doðrultusunda anonim þirket haznedarlarý iþlemeyen kazançlarý harekete geçirmek için fon fazlasýna sahip olmak için bir baský altýna girmiþlerdir.  Birçok anonim þirket haznedarlarý buna baðlý olarak daha çekici yatýrým olanaklarý bulmak için Avrupa ve dýþ yerel piyasalarla ilgilenmeye baþlamýþlardýr.  Bu yatýrýmlar daha güvenli olduðundan hemen hemen herzaman milli para birimi ile ya da döviz kullanýyorsa teminat ile beraber yatýrým yapýlýr.

 

ULUSLARARASI SERMAYE PiYASALARI

(International Capital Market)

 

        Uluslararasý mali piyasalarýn temel iþlevi sýnýr ötesi fon akýmlarýna olanak saðlamalarýdýr.  Böyle bir çerçevede finansman kullanmak isteyenler, aradýklarý fonlarý daha uygun koþullarda kendi ulusal piyasalarýnýn dýþýndaki piyasalardan elde edebilirler.  Ayný þekilde, fonlarýný yatýrmak isteyen yatýrýmcýlar da yurtdýþý piyasalara yönelerek daha yüksek gelirler elde edebilirler.

        Mali fonlarýn kaynaðýný kiþi veya kuruluþlarýn yaptýklarý tasarruflar oluþturur.  Kiþiler, ilerde elde etmeyi umduklarý daha yüksek bir reel gelir karþýlýðýnda bugünkü gelirlerinin bir kýsmýný tüketmeyip ihtiyaç sahiplerinin hizmetine sunarlar.  Diðer yandan, bazý iþletmeler veya kiþiler de ilerde elde edecekleri gelirlerinin bir kýsmýna karþýlýk, baþkalarýndan saðlayacaklarý fonlarla bugünkü gelirlerinden daha fazlasýný kullanma olanaðý elde ederler.

        iþletmelerin baþkalarýndan saðlayacaklarý fonlar ya ödünç alma (kredi), ya da mülkiyete ortaklýk (hisse senedi satýþý) biçiminde olabilir.  Krediler ya banka gibi  aracý kurumlardan saðlanýr ya da tahvil ihraç edip hlka satarak doðrudan tasarruf sahiplerinden elde edilir.  Ticari banka kredileri çoðunlukla kýsa vadeli, bazen de  orta vadeli olmaktadýr.  Ancak uzun vadeli kredi vermek amacýyla kurulmuþ yatýrým bankalarý da vardýr.  

        Tahviller orta ve uzun vadeli olarak çýkartýlan, karþýlýðýnda sabit veya deðiþebilir bir faiz ödenen menkul deðerlerdir.  Bunlar piyasasý olan yani ilk çýkarýldýktan sonrada alýnýp satýlabilen mali varlýklardýr.  Genellikle iþletmeler çýkarttýklarý tahvilleri halka arz ederek (public offering) ödünç fon saðlarlar.

        Banka kredisi ve tahvillerden ayrý olarak iþletmeler çýkarttýklarý hisse senetlerini halka satarak da fon saðlýyabilirler.  Hisse senetleri, iþletmenin mülkiyetine ortaklýk hakký doðuran, belirli bir geri ödeme süresi bulunmayan araçlardýr.  Bunlarý ellerinde bulunduranlar iþletme karýndan pay alma hakký elde ederler.  Bu paylara da temettü veya dividant denmektedir. 

       

þiRKET iÇi VE þiRKET DIþI FON KULLANIMI

        Genelde firmalar için kullanýlabilecek üç tür fon kaynaðý bulunur.  Bunlar firma içinde oluþturulan nakit fonlarý ile kýsa süreli ve uzun süreli dýþsal fon kullanýmlarýdýr.  Firma dýþý kaynaklarý hisse senedi ihracý ile veya ödünç alma biçiminde saðlanabilir. 

        Fon kullanýmý yönünden farklý ülkelerde þirketlerin farklý özellikler taþýdýðý veya farklý tercihleri bulunduðu görülüyor.  Örneðin ingiltere’de þirketler fonlarýnýn %60-70’ini iç kaynaklarýndan saðlarlar.  Alman þirketleri de kullandýklarý fonlarýn %40-50’sini dýþ kaynaklardan elde ediyorlar.  Japonya’da ise karlarýn düþük olduðu dönemlerde firmalarýn dýþ kaynaða dah çok yöneldikleri görülüyor.  1975’lere kadar Japon firmalarý büyük sanayi yatýrýmlarýna giriþmiþlerdi.  Bu çerçevede, yüksek kar marjý yerine piyasa payýný arttýrmaya dayalý bir strateji izliyorlardý.  Bu uygulamalar sýrasýnda artan fon ihtiyaçlarýný dýþ kaynak yoluyla karþýlýyorlardý.  1985’lerde ise sanayi yatýrýmlarýnýn belirli bir düzeye ulaþmasýyla, bu stratejide de bir deðiþiklik yapýldý ve Japon firmalarý artýk iç kaynaklara aðýrlýk vermeye baþladýlar.

        Avrupa ve ABD’de iç kaynaklar daima ön planda olmuþtur.  Bununla birlikte, ekonomik konjonktürün kaynak kullanýmýný etkilediði anlaþýlmaktadýr.  Karlarýn yükseldiði dönemlerde dýþ kaynaklara daha az baðlanýlmaktadýr.

 

ULUSLARARASI TAHViL PiYASASI

 

YABANCI TAHViL PiYASASI

        Yabancý tahviller (foreign bonds), bir þirketin veya hükümet kuruluþunun (hazine, belediyeler vs.) belirli bir yabancý piyasada satýlmak üzere çýkarttýðý uzun vadeli borç araçlarýdýr.  Bu tahvillerin iki ayýrýcý özelliði; Belirli bir yabancý paraya baðlý olup o yabancý paranýn ait olduðu ülke piyasasýnda satýþa sunulmalarý ve, ilgili ülkenin yasalarýna uygun biçimde çýkarýlmýþ olmalarýdýr. 

 

EURO-TAHViL PiYASASI

        Uluslararasý piyasalardan borçlanmanýn diðer bir yolu euro-tahvil ihracýdýr.  Euro tahvil çýkartýlarak fon saðlanmasý da bir mali yüklenimciler grubu, aracýlýðýyla gerçekleþtirilir.  Yüklenimciler grubuna kredi sendikasyonu da denebilir.  Yüklenimciler grubu, genellikle çeþitli ülkelere mensup ve çok sayýdaki ticaret ve yatýrým bankalarý ile aracý menkul deðer firmalarýndan oluþur.  Yüklenimcilerden her biri, çýkartýlan tahvillerden payýna düþeni, kendi ulusal piyasasýnda pazarlamaya çalýþýr.  Kredi sendikasyonu yine ödünç alýcý adýna bir öncü banka tarafýndan oluþturulur.  Kredi sözleimesi tamamlanmadan öncü banka, çeþitli ülkelerden bir grup banka ve öteki mali kuruluþlarýn katýlýmlarýný saðlamaya çalýþýr. 

        Euro tahviller ayný anda birçok ülkede satýþa sunulurlar.  Ayrýca bu ülkeler, tahvillerin baðlý bulunduðu ulusal parayý çýkartanlardan farklýdýr.  Yani, yabancý bir paraya baðlý tahviller pazar ülke piyasasýnda satýlmaktadýr.  Bu tahvillerin ön kýsmýndaki EURO ön eki, bu durumu ifade etmektedir.  Hemen hemen tüm euro tahviller ada göre deðil, taþýyana göre düzenlenmiþtir.

 

ULUSLARARASI HiSSE SENEDi PiYASASI

        Günümüzde þirketler ihraç ettikleri hisse senetlerini yurt dýþýnda satýþa sunarak,  giderek artan ölçülerde fon saðlamaktadýrlar.  Yurt dýþýnda hisse senedi satarak fon elde etmenin baþlýca yararlarý þunlardýr.

- Hisse fonu riskinin daðýtýmý.  Çeþitlendirilmiþ bir hissedarlar temeline göre oluþturulan fonlar, þirketi tek bir ulusal piyasanýn doðurduðu kýsýtlamalardan soyutlar.

-Yabancý piyasalara hisse senedi satýþý yeni hissedarlar çekerek þirket hisselerine olan talebin artmasýna ve bu þekilde hisse senedi fiyatlarýnýn yükselmesine neden olabilir.

-Ayrýca hisse senedi satýþlarý, þirket adýnýn farklý mali piyasalara yayýlmasýna ve duyulmasýna neden olur.  Diðer bir deðiþle, þirketler bunu bir reklam aracý olarak da kullanabilirler.

 

        Uluslararasý piyasalara dönük olarak hisse senedi çýkartýlmasý genellikle þu iki þekilden birisine göre yapýlýr: Hisse senedi sendikasyonu ikili satýþlarý ve hisse senedi sendikasý tek satýþlarý veya euro hisse senedi çýkartýlmasý.

        Dünyadaki menkul kýymet borsalarýnýn hemen hemen tümü, yerel piyasada aranan borsaya kayýt koþullarýyla, yabancý hisse senetlerinin satýþýna olanak saðlarlar.  Nitekim bazý büyük borsalarda kayýtlý sýnýr ötesi hisse senetleri oldukça yüksek sayýlara ulaþmaktadýr.  Örneðin Alman menkul kýymet borsalarýnda kayýtlý yabancý hisse senetlerinin sayýsý 200’ün, ingiliz borsalarýnda 500’ün üzerindedir.

 

ULUSLARARASI KALKINMA BANKALARI

        Kalkýnma bankalarý (development banks), az geliþmiþ bir ülke veya bölgenin kalkýnmasýný desteklemek üzere kurulurlar.  Sermayeleri çoðunlukla hükümetlerce karþýlanýr.

        Kalkýnma bankalarýnýn temel fonksiyonu genellikle özel kesim tarafýndan karlý bulunmayan veya özel kesimin mali gücü dýþýnda bulunan projeler için finansman  saðlamaktýr.  Kredileri orta veya uzun vadeli olup ödünlü niteliktedir.  Diðer bir deðiþle, faiz oranlarý ticari kredilerden daha düþük ve geri ödeme süreleri daha uzundur.

        Kalkýnma bankalarýnýn finanse ettiði projeler arasýnda yol, baraj, elektrik, haberleþme ve benzeri alt yapý yatýrýmlarý ön planda gelir. 

        Uluslararasý imar ve Kalkýnma bankasý yani Dünya Bankasý 1956 yýlýnda az geliþmiþ ülkekerde özel kesime kredi vermek üzere Uluslararasý Finans Kurumu’nu (IFC) kurdu. IFC’nin amacý üye ülkelerde özel kesimin geliþmesini özendirmek ve bunun için yerli ve yabancý mali kaynakalarýn harekete geçirilmesini saðlamaktýr.  IFC açacaðý kredilerde Dünya Bankasýnýn istediði hükümet güvencesini aramamaktadýr.

        IFC, özel kesime doðrudan kredi vererek veya ilgili firmanýn hisse senetlerini satýn alarak finansman saðlama görevi yapar.  Bu tür doðrudan finansman fonksiyonunun yanýnda, az geliþmiþ ülkelerdeki kalkýnma bankalarýnýn sermayesine katkýda bulunarak dolaylý yollardan da kredi saðlayabilir.

 

ULUSLARARASI PARA PiYASALARI

        Para piyasalarý kýsa vadeli, yani süresi genellikle bir yýldan az nakit fonlarýnýn arz ve talep edildiði piyasalardýr.  Bu piyasalarýn temel kurumlarý bankalardýr.  Bankalar hlktan topladýklarý mevduat hesabý þeklindeki fonlara dayanarak likiditeye ihtiyaç duyan iþletmelere, gerçek kiþi ve hükümetlere kredi açarlar.  Ancak bankalarýn yanýnda çeþitli finans kurumlarý, büyük þirketler, bankerler ve hazine de bu piyasanýn önemli kurumlarý arasýnda yer almaktadýr.

        Kýsa süreli fon gereksiniminde olan bir iþletme doðal olarak önce kendi iç kaynaklarýný gözden geçirir.  Ancak bunun yeterli olmamasý durumunda dýþ kaynaklara baþvurur. 

        Uluslararasý para piyasasý banka kredilerinin ve öteki kýsa süreli fonlarýn yurt dýþýnda kullanýlmak üzere yabancýlara arz edilen kýsmýný temsil etmektedir.  Yabancý tahvil ihracýnda olduðu gibi, hükümetler genellikle yabancýlarýn banka kaynaklarýný kullanmalarý üzerinede çeþitli engeller koymuþlardýr.  Yerel kýsa süreli kredi kaynaklarý, yani özellikle ticari banka kredileriyle ilgili olarak belirtmek gerekir ki, bu krediler genelde ülkede yerleþik kiþi veya kuruluþlara yöneliktir.  Bununla birlikte, ülkede faaliyet gösteren çok uluslu iþletmeler, diðer yurtiçi iþletmeler gibi bu kaynaklardan faydalanma þansýna sahiptir.  Dolayýsýyla konuya yabancý sermayeli iþletmeler açýsýndan baktýðýmýzda, yerel kredi kaynaklarýnýn, bu iþletmelerin dýþ finansmanýný saðlamasý olarak görülmektedir. 

 

YEREL KISA SÜRELi KREDi KAYNAKLARI

        Ticari bankalar, bütün dünyada en baþta gelen kýsa süreli finansman kaynaðý durumundadýr.  Bu krediler genellikle iþletmenin kýsa süreli alacaklarýný veya stok artýþlarýný finanse etmek üzere kullanýlýrlar.  Bunlarýn karþýlýðý alacak hesabý veya mal olarak bulunduðu için bu tür krediler kendi kendini finanse edici nitelikte kabul edilirler. 

 

VADELi KREDiLER (TERM CREDiTS)

        Sabit bir vadesi (genellikle 90 gün) olan doðrudan kredilerdir.  Ödünç alan þirket yöneticisine zaman ayarlamasý yönünden tam bir denetim olanaðý verir.

        Tipik olarak, belirli bir amaç için, belirli koþullara göre yapýlýr ve tek bir miktar olarak (lump sum) geri ödenir.  Kredi koþullarý borçlanan tarafýndan imzalanan bir senet üzerinde belirtilir.  Bu tip krediler çok sýk banka kredisine baþvurmayan iþletmeler için daha uygun olur.

 

KREDi LiMiTLERi (LINE OF CREDIT)

        Sýk sýk ödünç fon kullananlar için her defasýnda ayrý kredi sözleþmeleri yapmak pahalý bir iþtir.  Bu gibi iþlem giderlerini azaltmanýn bir yolu bankalarla kredi limiti düzenlemeleri yapmaktýr.  Bu tip anlaþmalar, þirketin belirli bir sýnýra kadar bankadan dilediði miktarda fon çekmesine olanak saðlar.  Kredi limiti genellikle bir yýllýk olur, fakat her yýl anlaþma ile uzatýlýr.

 

KARþILIKSIZ ÇEK KREDiSi (OVERDRAFT FACILITIES)

        Bir tür kredi limiti niteliðindedir.  Banka ile varýlan anlaþma sonucu, ödünç alýcý belirli bir maksimum sýnýra kadar, karþýlýðý bulunmasa da bankadaki hesabý üzerine çek çekme veya poliçe düzenleme hakký elde eder.  Bu çek ve poliçeler banka tarafýndan ödenir.  Ödünç alýcý yalnýzca kullandýðý veya borçlu olduðu hesap bakiyesi için bir faiz öder.

 

TiCARi SENETLERiN iSKONTO EDiLMESi (DISCOUNTING)

        Müþterisine vadeli mal satan bir iþletme onun adýna, vadeli bir borç senedi düzenler.  Alýcý bunu ya doðrudan kendisi imzalayýp onaylar, ya da bankasýna onaylatýr.  Böylece senet bir ticari kabul belgesi durumuna gelir.  Bankalarýn onayladýðý borç senetleri satýcý þirketin bankasýna veya para piyasasý aracýlarýna belli bir iskonto oraný üzerinden satýlarak (kýrdýrýlarak) nakit para elde edilir.

 

        Banka dýþý finansman kaynaklarý arasýnda finansman bonolarý ile finansal kiralama önemli bir yer tutar.

 

FiNANSMAN BONOLARI (COMMERCIAL PAPER)

        Finansman Bonolarý , genellikle büyük þirketler tarafýndan çýkartýlýp kurumsal yatýrýmcýlara ve öteki þirketlere, belli bir iskonto karþýlýðýnda satýlan kýsa vadeli borç senetleridir. ilgili þirketin adýna çýkartýldýðý ve ayrýca bir güvencesi bulunmadýðý için, ancak en büyük ve kredi itibarý en yüksek þirketler bu kanaldan finansman saðlayabilirler.

 

EURO DOLAR PiYASASI

        Kelime olarak “Euro Dolar”, Amerikan dolarýnýn ABD dýþýnda, Avrupa’da oluþan piyasasý anlamýna gelir.  Diðer bir deðiþle, Avrupa’daki bazý büyük bankalarýn dolar cinsinden mevduat kabul etmeleri ve böylece topladýklarý fonlardan kýsa süreli dolar kredisi açmalarý þeklinde yaptýklarý iþlemlere Euro dolar iþlemi ve bu piyasaya da Eurodolar piyasasý adý verilir.

 

EURO BORÇ SENETLERi

        Euro Borç Senetleri (Euronotes), euro para piyasalarýndan fon saðlamaya olanak veren kýsa süreli borçlanma aracýdýr.  Bunlar ödeme gücü yüksek iþletmeler tarafýndan ve içinde bulunulan ülkenin parasý dýþýndaki bir paraya baðlý olarak çýkartýlýrlar.

        Euro borç senetlerinin faiz oranlarý LIBOR’a yönelik olarak belirlenir(LIBOR London Interbank Offered Rate, Avrupa’daki bankalar arasýnda baz oran olarak kabul edilen bir faiz oranýdýr.Londra bankalar arasý piyasadaki faiz oraný demektir.).  Bunun için, ödünç alýcýnýn kredi itibarýna göre LIBOR’a bir marj eklenir.  Bu senetler ya bir yüklenimci bankalar konsorsiyumu kanalýyla pazarlanýr ya da doðrudan doðruya tasarrufçu halka satýlýrlar.  Yani ödenememe riski tamamen senedin satýnalýcýlarý tarafýndan üstlenilmiþ olur.

 

YÜKLENiCiSiZ EURO BORÇ SENETLERi

 

EURO FiNANSMAN BONOLARI

        Finansman bonolarý, bir ekonomide iþletmelerin çalýþma sermayesi saðlamak için kullandýklarý bir para piyasasý aracýdýr.  Bunlar kredi itibarý yüksek firmalar tarafýndan çýkartýlan, genelde güvencesiz ve taþýyan adýna düzenlenmiþ borç senetleridir.  Para piyasasý yatýrýmcýlarý, örneðin likit fazlasýna sahip kiþi ve kuruluþlar bunlarý satýn alýnca, gerekli finansman saðlanmýþ olur.  Finansman bonolarý kýsa süreli finans araçlarýdýr.  Genelde bu bonolar iskonto edilerek çýkartýlýrlar, ayrýca bir faiz ödemesi yapýlmaz.  iskonto tutarý belli bir faiz üzerinden finansman bonosunun süresine baðlýdýr. 

        Euro finansman bonolarý da benzer nitelikteki araçlardýr.  Büyük iþletmeler tarafýndan kýsa süreli finansman saðlamaya yönelik bu araçlar, þimdi yabancý bir paraya baðlý olarak çýkartýlýr ve ulusal piyasalarda satýþa sunulur.  Bu gün ABD dýþý piyasalarda çýkartýlan euro finansman bonolarýnýn %90’ý Amerikan dolarýna baðlýdýr.

 

 

 

EURO ORTA SÜRELi BONOLAR

        Uluslararasý mali piyasalara en son giren borçlanma araçlarýndan birisi euro orta vadeli bonolar ( euro-medium-term notes / EMTN’s )’dýr.  Bunlar 1980’lerin sonlarýnda Amerikan piyasasýnda ilk kez ortaya çýkmýþlardýr.

        EMTN’ler, euro finansman bonolarý ile daha uzun vadeli ve daha az esnek olan uluslararasý tahviller arasýndaki boþluðu doldurmaktadýr.  Önceleri çoðunlukla yükleniciler kanalý ile çýkartýlýrken þimdi genellikle dolaysýz yöntem uygulanmaktadýr.

        Tahvillerden 3 farký vardýr; birincis kredi kolaylýðý niteliðinde olmasý dolayýsýyla belli zaman süresinde sürekli çýkartým saðlar, ikincisi EMTN’ler sürekli çýkartýldýðýndan, borç servisini kolaylaþtýrmak üzere çýkartýlma tarihleri ne olursa olsun, kupon ödemeleri önceden belirlenen tarihlerde yapýlýr, üçüncüsü de EMTN’lerin, uluslararasý tahvil piyasalarýndaki en düþük miktarlara göre daha ufak deðerler halinde çýkartýlmalarýdýr.  Böylece uluslararasý orta vadeli menkul satýþlarýný daha esnek duruma getirirler.

 

FAiZ VE DÖViZ KREDiSi SWAP’LERi

 

KARþI KARþIYA KREDiLER (BACK-TO-BACK LOANS)

        Bu kredilere paralel krediler de denmektedir.  Bu kredide, iki ayrý ülkedeki iki þirket belirlenen süre için birbirlerinin parasýný ödünç almak üzere anlaþmaya varýr, süre dolduðunda ise aldýklarý paralarý geri verirler.  iþlemler döviz piyasasýnýn dýþýnda yürütülür.  Spot piyasa kuru, birbirleriyle deðiþtirilecek olan fon miktarlarýnýn belirlenmesine bir hesap birimi olarak görev yapar. 

 

FAiZ ORANI SWAP’i

        Normal olarak faiz oraný swap’i (interest rate swap), bir firmanýn belli bir para üzerinden, sabit faizle ve ucuz olarak saðladýðý kredinin, baþka bir firmanýn yine ayný para cinsinden elde edebildiði, fakat deðiþken faizli ve daha pahalý bir kredi ile deðiþ tokuþ edilmesidir.  Tanýmýndan da anlaþýlacaðý gibi, bu tür swap’in temelinde, bir tarafýn diðerine göre daha düþük maliyetle kredi elde etmesi ve vade yapýlarý açýsýndan da bir tarafýn diðerinin kredisindeki vade yapýsýný tercih etmesi özellikleri yatmaktadýr. 

 

DÖViZ SWAP’LERi

        Firmalar arasýndaki para ya da döviz swap’leri (currency swaps), bir firmanýn belirli bir dövize baðlý borcunun baþka bir firmanýn farklý bir döviz cinsinden olan borcuyla deðiþtirmesidir.  Alýnan paralar öngörülen süre sonunda geri verilecekleri için, iþlemlerin bir döviz riski yoktur.  Firmalar bu yolla istedikleri para cinsinden uzun vaeli kredi saðlamýþ olur veya döviz pozisyonlarýný denkleþtirme olanaðý saðlarlar.

 

ULUSLARARASI FiNANSAL KiRALAMA (INT. LEASING)

        Uluslararasý Kiralama iþleminde, kiracý/yatýrýmcý ile kiralayan þirket farklý ülkelerde bulunmaktadýr.  Bunun yaný sýra uluslararasý kiralama sözleþmelerine taraf olacak kiralayan ve kiracýnýn ülkesi dýþýnda baþka bir ulusun hukuku uygulanabilmektedir.  Söz konusu kiralama türünde, farklý ülkelerin saðladýðý birtakým imkanlardan yararlanýlarak daha uygun þartlarda kiralama iþlemi yapýlabilmektedir.  Tüm ülkelerin vergi, yatýrým ve teçvik düzenlemeleri farklýdýr.  Kiracý ve kiralayanýn kendi ülkelerinde yatýrmcý kabul edilmeleri ve yatýrým indirimi ve teþviklerden ayrý ayrý yararlanabilme imkaný uluslararasý kiralamayý daha cazip þekle getirmiþtir.  Uygulamada iki kez vergi avantajý saðlayan kiralamalar DOUBLE DIP LEASING olarak adlandýrýlmaktadýr.

        3226 sayýlý finansal kiralama kanunu kiralama süresinin en az 4 yýl olduðunu belirtmiþ ve fesedilmezlik þartýný eklemiþtir.

        Finansal kiralama riskli ülkelere, uygun yerlerde kurulan leasing þirketleri kanalýyla yatýrým yapýlarak siyasi riskler azaltýlabilir.  Burada yapýlan þey, üçüncü bir ülkeden leasing hizmeti sunularak, istikrarsýz ülkedeki þubenin mülkiyetinde bulunan sermaye mallarýný sýnýrlandýrmaktýr.

        Kiralamada, kira ödemelerine ek olarak, malýn tüm bakým, sigorta ve idari masraflarý gibi giderlerini kiracý üstlenmektedir.  Bu kirlama türünün bir özelliði de kiralama süresinin kiralanan malýn ekonomik ömrüne eþit olmasýdýr.

        Finansal kiralama genel anlamda orta vadeli bir finansman yöntemi olarak görülür.

 

Diþ TiCARETiN FiNANSMANI

 

ALACAKLI HESAP FiNANSMANI

        Bazý durumlarda ihracatçý, bir bankanýn güvencesi olmadan da malýný ihracatçýya göndermeyi uygun bulabilir.  Bu durumda ihracatçý vade sonuna veya ödeme tarihine kadar beklemekle ithalatçýya kredi açmýþ gibidir.  ihracatçý da finansmana ihtiyaç duyuyorsa bankadan alacaklý hesap finansmaný saðlayabilir.

 

FACTORING

        Bedeli ödenmeden önce malini gönderen bir ihracatçinin yabanci ülkelerden alacak hesaplarý artar.  Bu durumda, eðer bir bankadan da kýsa süreli kredi saðlayamazsa iþlemleri kendisi finanse etmiþ olur.  Bunun mümkün olmadýðý durumlarda ihracatçý firmanýn yurt dýþýndaki alacaklarý, belli bir iskonto karþýlýðýnda factor adý verilen giriþimcilere satýlabilir.  Satýþ, geri dönülmez biçimde olur.  Yani, tüm kredi riskleri ve politik riskler factoring firmasýna geçer, mal bedelleri ödenmese de, ihracatçý firmaya bir daha baþvurma olanaðý kalmaz.  Factor tüm sorumluluk ve riskleride yüklenir.

        Türkiyede; Factofinans, Aktif Finans, Devir Factoring gibi factoring þirketleri vardýr.  Dünyada 190 milyar dolarlýk hacmi factoring pazarý hakkýnda bilgi verebilir.

 

FORFAITING

        Forfaiting, ihracattan doðan orta vadeli bir alacaðýn iskonto karþýlýðý bir forfaiter’a satýþýdýr.  Çoðunlukla sermaye mallarýna uygulanýr.

        Forfaiting iþleminde ithalatçý 3-7 yýllýk bir borç senediyle finansmanýný saðlar.

 

RESMi KAYNAKLAR

        ihracat kredileri

        ihracat kredi sigortasý

        Amerikan Eximbank

        Türk Eximbank

 

 

DOLAYSIZ YABANCI SEMAYE YATIRIMLARI

        Bir þirketin üretimini ana merkezinin bulunduðu ülke sýnýrlarý dýþýna yaymak üzere yabancý ülkelerde üretim tesisi kurmasý veya mevcut tesisleri satýn almasý bir dolaysýz yabancý yatýrmýdýr.  Bu þekilde bir an merkeze baðlý olarak yurt dýþýnda faaliyet gösteren þirketler de yabancý sermaye þirketi olarak nitelendirilir.

 

Yabancý Sermaye izinlerinin Sektörlere Göre Daðýlýmý

(Milyon Dolar)

 

1991 YILLIK

1992 YILLIK

1993 YILLIK

1994 (OCK-EYL)

SEKTöRLER

A

B

A

B

A

B

A

B

TARIM

MADENCiLiK

iMALAT SANAYi

  Gýda-içki

  Çimento

  Kimya

  Gübre

  Lastik

  Plastik

  Orman Ürünleri

  Kaðýt

  Dokuma ve Giyim

  Cam

  Piþmiþ Kil ve Çim. Ger.

  Demir-Çelik

  Demir Dýþý Metaller

  Madeni Eþya

  Makina imalat San.

  Uçak

  Elektrik-Elektronik

  Taþýt Araçlarý imalatý

  Taþýt Araçlarý Yan San.

  Diðerleri

HiZMET SEKTÖRÜ

  Ticaret

  Turýizm

  Bankacýlýk

  Kara Taþýmacýlýðý

  Hava Taþýmacýlýðý

  Deniz Taþýmacýlýðý

  Yatýrým Finansmaný

  Diðerleri

 

GENEL TOPLAM

18

21

378

46

11

54

0

4

19

2

3

62

3

10

11

7

16

4

0

58

15

21

32

523

231

117

28

4

9

7

6

121

 

940

22.4

39.8

1095.5

372.8

80.1

192.3

0

5.9

46.6

2.4

1.5

39.2

3.5

4.4

82.6

41.2

6.0

0.3

0

90.8

32.2

41.7

51.9

809.6

149.1

240.2

108.2

0.4

8.1

6.0

15.4

282.1

 

1967.3

23

18

431

78

15

65

1

3

9

5

9

55

8

10

14

10

11

1

4

47

18

34

34

609

264

138

24

4

5

15

6

153

 

1081

36.0

19.0

1273.9

303.3

53.7

250.5

0.3

7.12

10.7

16.6

8.4

33.1

4.6

1.0

98.2

42.9

8.1

0.0

36.7

128.2

178.3

45.6

46.0

492.2

97.2

108.1

102.8

0.3

2.6

2.0

18.5

160.7

 

1821

30

13

427

70

11

52

0

5

12

2

6

53

4

12

17

6

9

3

2

67

26

36

34

650

324

121

19

3

6

9

4

164

 

1120

 

31.2

11.8

1726.6

248.8

31.9

267.1

0.0

46.0

25.1

0.5

4.8

36.1

1.0

2.8

46.6

29.9

16.9

0.8

6.2

167.4

722.7

47.3

25.4

501.7

77.3

107.2

63.5

0.8

3.2

1.9

53.1

194.7

 

2271.3

18

10

295

42

9

36

0

4

13

1

2

42

7

5

6

5

15

0

0

40

14

28

26

442

260

48

18

5

4

3

2

102

 

765

24.8

40

723.7

125.5

128.8

82.4

0.0

34.0

9.9

0.1

1.6

18.2

6.3

1.0

17.0

16.9

6.2

0.0

0.0

69.5

154.2

30.4

21.9

243.2

80.4

35.8

44.1

0.8

5.6

0.2

6.4

69.9

 

995.5

 

A- iZiN ADEDi

B- iZiN VERiLEN YABANCI SERMAYE            Kaynak: DEVLET PLANLAMA TEþKiLATI (DPT)

 

 

 

 

 

Yabancý Sermaye izinlerinin Ülkelere Göre Daðýlýmý

(Milyon Dolar)

 

 

1991 YILLIK

1992 YILLIK

1993 YILLIK

1994 (OCK-EYL)

 

ÜLKELER

A

B

A

B

A

B

A

B

OECD ÜLKELERi

 AT ÜLKELERi

  Almanya

  Belçika Lüksemburg

  Danimarka

  Fransa

  Hollanda

  ingiltere

  irlanda

  italya

  Yunanistan

  ispanya

  Portekiz

 DižER OECD

  ABD

  Japonya

  iþviçre

  Avusturya

  Diðerleri

iSLAM ÜLKELERi

 ORTA DOžU

  iran

  Irak

  Suudi Arabistan

  Kuveyt

  Lübnan

  Suriye

  Ürdün

  Bahreyn

  Katar

  KKTC

  Diðerleri

 KUZEY AFRiKA

  Libya

  Tunus

  Mýsýr

 DižER iSLAM ÜLKELERi

DižER ÜLKELER

 

GENEL TOPLAM

656

450

188

19

11

65

45

54

1

53

6

7

1

206

91

15

50

22

28

108

102

29

8

11

2

10

11

7

4

1

10

9

2

1

0

1

4

176

 

940

1774.3

1042.0

196.4

38.6

4.7

249.2

281.9

80.6

0.5

180.7

1.4

8.0